Hiçbir hikaye başlama anında başlamaz; mutlaka bir evveli vardır. Bu hikayenin de bir evveli var. Camcı Bey ile olan görüşmeme gelmeden önce bunu anlatmak isterim.
Sene 2014. Türkiye genelinde cadde mağazacılığı alanında çalıştığım zamanlar. O zamanki iş arkadaşım Gürkan ile 3 hafta süren bir Karadeniz turuna çıkmıştık. Kastamonu’dan Batum’a kadar sürecek olan bir turdu bu. Tur esnasında işimiz gereği şehirlerin ileri gelenleriyle, mülk sahipleriyle görüşüyorduk. Elazığ’da görüştüğümüz kişilerden biri ise Gürkan’ın bir tanıdığıydı. Kendi hikayesini anlattı bize. 16-17 yaşlarında İstanbul’da mobiletle gezerek emlakçılık yapıyormuş; anlaşılan o ki başarılı da olmuş.
Anlatılan hikayeyi 2 yıl sonra denemeye karar verdim. En iyi arkadaşlarımdan Merve’ye bir ev almak istiyordu ailesi ve Kadıköy’de araştırma yapmamı istediler. Bisikletimle akşamları Yeldeğirmeni’nin, Acıbadem’in sokaklarında gezinmeye başladım. Birkaç binaya odaklandım. Önceliğimiz dairenin merkezi konumda ve yeni binada olmasıydı. Binalardan biri çok hoşuma gitti fakat üstünde bir şey yazmıyordu. Kimse de oturmuyordu. Binanın önünde birilerine nasıl ulaşırım diye düşünürken gözüme camdaki bir etiket ilişti. Camcının etiketiydi. Aradım ve dedim ki “Camcı Bey camı kime sattınız?” Özet olarak böyle söylesem de kendimi tanıttım ve durumu izah ettim. Daha sonra kendisine Acıbadem Mahallesi Derin Sokak’taki yeni binanın müteahhitine ulaşmam gerektiği söyledim. Yardımcı oldu sağ olsun. 1 ay süren pazarlık süreci sonrasında arkadaşımın ailesi evi aldı. Hem arkadaşımı evlendirmiş oldum hem de Elazığlı büyüğümüzün hikayesini test etmiş oldum: işe yarıyormuş.